19 yaşındayım ama her ağladığımda yatağında son nefesini vermek üzere olan,hayattan bir tat alamamış,koşup koşup yolun yarısında engellere takılmış, hayatının baharında pes etmiş ve şimdi sonbaharını yaşayan 91 yaşında çişini bile tutamayacak derecede hasta,sidikli bir nineye dönüyorum. öyle acizim ki bir kedi yavrusu mu yoksa sidikli bir nine mi kimse ayırt edemez.
sanki her ağladığımda kaburgalarımı kırıp dolma harcıyla dolduruyorlar. öyle acılı bir dolma harcı ki bu kavruluyor tüm bedenim. terim tuzu biberi yemeğin.
dünya dönerken iki sek rakı çakmış gibi sendelemeye başlıyor. ‘dönmüyorum uleeynn’ diye bağırıyor. nefesim nefesini tutmuş bırakmıyor. ölüyorum. yerin dibinde fink atıyorum. aynı anda dört bir yanda savaş çıkıyor. ‘amerika düdüklüyor yine bütün ülkeleri’ diye klişeler beynimi pikpikliyor. ‘bunlar hep amerikanın oyunu’ diyor sidikli nine.
‘ah gençliğim’ diyor ‘neydiiik ne olduk’. ‘boktuk’.’şimdi koktuk’.
sonra uyanıyorum. 19 yaşımdayım ve bir hiçim. sidikli ninenin yerini yine sümüklü bir mal almış.. beynim burnumdan akana kadar ağlamışım… öyle sıradan.. öyle boş… ve öyle aciz..






